MENU

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’den Domuz Gribi Genelgesi

2009 Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) Kayıtları (26 Ekim –...

01 Kasım 2009 Yorumlar (3) Okunma: 1648 Serbest Bölge

İşte Grip Hastalığının Tarihçesi…

Daha önceki yazımda bahsettiğim grip enfeksiyonunun tarihçesini yazmak istedim bugün. “Gribin tarihçesi kimin işine yaracak?” diye düşünmedim değil doğrusu:) Ama biraz daha düşününce aslında bu tarihi gelişimden çıkarılacak birçok şey olabileceğini tahmin ettim. Son zamanlarda büyük bir salgın tehdit olan gribin tarihi herkesi az da olsa ilgilendirmeli bence…
Salgın dönemlerinde veba ismini duymak bile insanların dehşetle düşmesine neden olmaktaydı. Hiç şüphe yok ki bu hastalık ölümcüldü ve ölüm oranı % 90‘lara ulaşmaktaydı. Veba’nın akciğerleri etkileyen formunda bulaşan öksürük ve hapşırıkla yani hava yoluyla gerçekleşmekte ve hastalığın başlangıcından sonra bir hafta içinde ölümler meydana gelmekteydi.
6.yy, 14.yy ve 17. yüzyıllarda üç büyük pandemi’ye (dünya çapında salgın) ve günümüze kadar toplam olarak 137 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.
Sonuç olarak veba tüm zamanların en kötü ve ölümcül epidemisine neden olmuştur diye düşünülmekteydi. Ancak gerçek bu değildi…
En kötü veba salgınında 2 milyon insan ölmüştü.

Oysaki ortada yaşanmış çok daha korkunç bir tablo vardı. Bir yıl içinde en az 25 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan bir pandemi düşünün… Yani dünya çapında bir salgın!
Çoğunlukla unutulan bir hastalık!
20. yüzyılda oluşmuş bir salgın !
AIDS mi? Sifilis mi? Ebola mı? Hayır !…
Bu salgın İNFLUENZA yani hepimizin bildiği adı ile GRİP Salgını idi !!!
1918 yılına damgasını vuran ve İspanyol gribi olarak tarihe geçen bu bilinen ilk büyük pandemi; 1.dünya savaşında ölen toplam insan sayısından çok daha fazla insanın ölmesine neden olmuştur. 1918 salgınında sadece Amerika’da bir yılda 20 milyonun üzerinde grip vakası görülmüş ve bunların yaklaşık 1 milyonu ölümle sonuçlanmıştır.

Herşey 1918’de sıradan bir Mart sabahı Kansas- Camp Fuston’da başladı. Aşçı Albert Mitchell o gün kendisini kahvaltı hazırlayamayacak kadar bitkin hissediyordu ve ateş, orta derecede boğaz ağrısı ve kas ağrısı gibi grip benzeri belirtilerle sağlık merkezine gitti. Kendisine yatak istirahatı önerildi. Öğle saatlerinde 107 asker hastaydı. İki gün içinde
çoğu ciddi zatürre şeklinde ölümcül olmak üzere 522 kişi hastalanmıştı.
48 kişinin kaybedildiği bu gelişmede ölüm nedeni zatürre olarak kayıtlara geçmişti. Aynı şekilde diğer askeri birlikler de aynı salgının etkisi altına girmişti. Hastalığın sebebi olan virüs Avrupa’ya yayılmış ve daha fazla insanı enfekte etmiş ve hastalık ölümcül ilerlemesini sürdürmüştü. I. Dünya Savaşı nedeniyle genç erkeklerin gemiler ve eğitim
kamplarında toplanması ile hastalık hızla yayılmış ve askeri gruplardan genel
topluma ulaşmıştı. Bir hafta içinde Alcatraz adası gibi izole yerler hastalık tarafından istila edilmişti.

Sebep her ne ise havadan bulaştığı kesindi!
Daha sonra hastalık Atlantiği geçti. Nisan ayında Fransızlar hastaydı, ayın ortalarında Japonlar ve Çinliler, Mayıs ayında da Afrika ve Güney Amerikalılar hastalığa yakalanmışlardı.

Hastalık çok ani başlayan halsizlik, ciddi kas ağrısı, baş, sırt ve eklem ağrısı şeklinde kendini belli ediyordu. Ateş 41 0C’ye ulaşıyordu ve akciğerler zatürreden ölen hastaların akciğerleri gibi kanlı köpükle doluyor ve hava akışı tamamen bozuluyordu. Ölümlerin esas nedeni zatürre ya da diğer adıyla pnömoniydi. Hastalıkla ilgili tek iyi özellik
ise hastalığın ortaya çıkışından 2-3 hafta sonra ortadan kaybolmasıydı.

Philedelphia da hastalanan her 1000 kişiden 158’i, Baltimore‘da 1000 kişiden 148’i ve Washington D.C.‘deki 1000 kişiden 109‘u hayatını kaybetmişti. Büyük şehirler virüs için hedef noktalarını oluşturmuş; Boston’da 1000, Philedelphia’da 4500 (daha sonra 13000’e çıkmış), San Francisco’da 3500 kişi birkaç ay içinde ölmüştü.
1918 Ekim 22’de San Francisco Board of Supervisors toplu yerlerde maske takma zorunluluğu getiren bir yasayı kabul etti ve San Francisco Chronicle bunu “Maske Takın, Hayatınızı Kurtarın” şeklinde anons etti. Maske influenza’ya karşı % 99 etkiliydi. Takip eden ay San Francisco’luların büyük kısmı bu kurala uydu. Beyaz maskeler işe yarıyor görünüyordu. Tabiiki aşılarda !! Kasım ayında influenza aktivitesi azaldı ve vaka sayısı düştü. 21 Kasımda şehirdeki tüm sirenler çaldı ve artık maske takmak gerekmediği bildirildi. Hastalık yenilmiş gibi görünüyordu.

Maske takma zorunluluğunun kalkmasıyla iki hafta sonra grip vakalarının sayısı giderek yeniden artmaya başladı. İspanyol gribinin ikinci raund’u başlamıştı. Maske karşıtları, politikacılar ve halkın bıkkınlığı nedeniyle maske kullanımından vazgeçildi.
Amerika 850.000 ölümle hastalıktan en az etkilenen yerdi. Alaska, Nome’daki Eskimo populasyonunun % 60’ı bu hastalıkla birlikte ortadan kayboldu.

İspanyol gribi olarak bilinen bu bulaşıcı katil halk toplantılarının yasaklanmasına neden olmuştu. Bir ailede İspanyol gribinden ölüm olduğunda o aile evlerinin ön kapısına beyaz bir çelenk asardı. Gripten ölenler için toplu cenaze törenleri yasaklanmıştı. Ölenlerin cenazesine çok yakın aile bireyleri katılabiliyordu. O zamanlar küçük bir çocuk olan 85 yaşındaki Zane Smith o günün manzarasını “Sokakta yürürken her üç ya da dört kapının birinde beyaz çelenk vardı, gerçekten zor günlerdi” şeklinde anlatıyor. Bir anne ve kızı birbirinden birkaç saat sonra peşpeşe öldü. Diğer bir aileden bir bebek ve 24 yaşındaki annesi öldü. Buna benzer hemen her ailede ölümler oldu. Genç madenciler bir gün sağlıklı ertesi gün ölü idi.

Bazı bölgelerde ilaç satan yerler ve kasaplar hariç, tüm mağazalar ve salonlar saat 19’dan sonra kapatılıyordu. İnsanlara mağazalar ve sokaklarda toplanmamaları, kalabalık gruplar oluşturmamaları söyleniyordu. Bowling salonları, havuzlar ve bilardo salonlarına 25 kişiden fazla alınmıyordu. Her türlü toplantı yasaktı; okul, tiyatro, sinema, dans…

Kurbanlar, diğer katil grip salgınlarındakinden farklıydı. Genellikle 20-40 yaş arası genç ve sağlıklı insanlar hayatını kaybetmişti. Ölüm hastalığın başlangıcından saatler veya günler içinde zatürre ile geldi. Akciğerler kanlı sıvı ile doluyordu. Doktorlar ne olduğunu anlayamamışlardı. Sonuçta bunun hayvandan insana bulaşan bir virüs olduğu düşünüldü.

25 milyon (bazı otörler bu rakamın 40 milyona kadar çıktığını belirtiyorlar) insan öldü …. İnanılmaz bir hız ve inanılmaz derecede büyük bir rakam ! Dünya tam bir şoktaydı ve herkes dünyanın sonunun geldiğini bile düşünmeye başlamıştı. Çünkü bu derecede çok insan bu kadar hızla hiçbir dönemde savaşlarda dahi ölmemişti.

Bu virüs tipi ortaya çıktıktan 18 ay sonra kayboldu ve bir daha görülmedi.

Peki daha sonra ne oldu?

Son yıllara kadar kimse ne olduğundan emin değildi. Mart 1997’de Washington’daki araştırıcılar virüsün genetik materyalini izole ettiklerini söylediler. Bu nasıl olabilirdi? Çünkü virüs artık ortada yoktu. Ancak 1918’de hastalıktan ölenler üzerinde otopsi yapılırken doktorlar bazı örnekler alıp formaldehidde saklamışlardı. Bu örneklerden biri 26 Eylül 1918’de 21 yaşında gripten ölen genç bir askerin akciğeriydi. İşte bu örnekten virüs belirlendi.
Bu araştırmalar sonucunda virüsün önce kuşlardan domuzlara, daha sonra da domuzlardan insanlara geçtiği gösterildi

Etiketler:, , , , ,

3 Responses to İşte Grip Hastalığının Tarihçesi…

  1. trgy dedi ki:

    @Plustuk

    Bence de öyle; grip olduğum zaman kendime soruyorum. Acaba sağlıklıyken değerni bildim mi gibi v.s Gerçekten maneviyatı unutmamak lazım.

  2. Plusturk dedi ki:

    Bu yeni çıkan hastalıklar konusunda çok çeşitli komplo teorileri var ama şahsen ben Allahın kullarını uyarmak için gönderdiği bir illetten başka bişey olmadığı kanısındayım.
    Hızrsızlık, tecavüz, taciz aldı başını gitti. Babası kızına tecavüz ediyor bunları okuyoruz artık. 100 yada 200 yıl önce bunların olacağı bilinseydi dedelerimiz kendi bileklerini keserdi. Öldükte ağlayanımız yok. Sence neden hala ölümden korkuyoruz ? Çünkü tam değiliz. Verecek hesabımız yok. Günahkarız. Gerçek müslüman ölümden korkmaz. Allah hiçbirşeyi sebebsiz yaratmaz. Domuzdan da gelse, kuştan da gelse gribin adını koyar. Biraz mollalar gibi konuştum ama düştüğümüz bu hallere hep bilimsel yaklaştığımız için geldik. Maneviyatı unuttuk.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir