MENU

Facebook Kullanıcıları Dikkat..!

Kiraz Toplama Sanatı:)

02 Temmuz 2009 Yorumlar (2) Okunma: 873 Serbest Bölge

Ders Alınması Gereken Olaylar

Tekrar merhaba 🙂 Bugün yorucu bir gündü, sanırım yarın ve h.sonuda öyle olucak. 3 günlük bir iş buldum, nasılsa vaktim var 🙂 Bugün ise yorulmamın sebebi; özel ve güzel bir durum için merkeze gitmemdi. Biraz gezdik eğlendik vs… Herzamanki gibi yine, “ne yazsam, ne yazsam” diye düşündüm ve ara sıra ilginç makaleler de yazdığım serbest bölge kategorisine, “bir makale daha ekleyeyim” dedim 🙂 Arada iyi oluyor kafa dağıtmak için 😉  Hem alacağımız çok ders var daha hayattan, tecrübeler önemli…
Yazı bana bir e-posta ile gelmişti uzun zaman önce, belki sizde rastlamışsınızdır. Eksik bir-iki cümlelik kısmı vardı, “vakfikebir” isimli bir siteden tamamladım ve sizlerle paylaşmak için düzenleyip yayınladım 🙂
Yazıda, birilerinin günlük yaşamında karşılaştığı ve sonrasında büyük dersler aldığı olaylar anlatılıyor;
___

1.Ders:

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru söyleydi : “Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?” Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri silerken, hemen hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50’lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki ! Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuclarına dahil olup olmadığını sordu.
Tabii, dahil” dedi, hocamı.

Açıklaması ise şöyle oldu;
“İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve ‘Merhaba’ demeniz gerekse bile…” Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da… Dorothy idi.

2.DERS:

Bir gece vakti, gece yarısına doğru Alabama Otoyolu’nun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkat çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60’lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama’da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ısrarla adresimi istedi, bende verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi armağanda;
Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini
verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın…

En İyi Dileklerimle,

Bayan Nat King Cole.

3.DERS:

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu… Çocuk sordu;
Çikolatalı pasta kaç para ?
50 Cent.
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu;
Peki, Dondurma Ne Kadar ?
35 Cent.” dedi garson kız, aceleyle. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki… Çocuk parasını bir daha saydı ve,
Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?” dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent’lik bahşiş duruyordu…

4:DERS:

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye gözlüyor… Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle eleştirdi. “Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyor…” diye.
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına ıkına itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama sonunda kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı… Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde…

Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.” diyordu kral. Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. “Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.

5.DERS:,

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve,
Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı” dedi.

Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu…
Gülümsemesi de yok oldu bir süre sonra. Titreyen bir sesle doktora sordu :
Hemen mi öleceğim ?
Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı! Ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.
Ne kadar fedakarca değil mi??

Edinilen hazır tecrübeler varken, aynı konuda tekrar tecrübe edinmek en büyük aptallıktır!” der bir büyüğümüz:) Peşine de; “10. kattana tlarsan ölürsün, bu kesin bir tecrübe! İnanmıyorsan dene…” demiş 🙂 Umarım anlatabilmişimdir. Okuduktan sonra kafamdaki bir çok şey aydınlandı sanırım. Ders almak, tecrübe edinmek nezlimde en büyük kazançdır benim.

Yaşamdan doğru olan dersleri çıkarmanız dileğiyle …

Etiketler:, ,

2 Responses to Ders Alınması Gereken Olaylar

  1. admin dedi ki:

    Şüphesiz düşünceleriniz doğru. Size katılmakla beraber bu durumu düzeltmenin elimizde olduğunuda belirtmek isterim…

  2. Cihan dedi ki:

    Merhabalar,
    Fedakarlık, özveri, yardımlaşma…gibi değerler İnsanı, insan yapan değerlerdir. Malesef günümüzde bu değerler de yozlaşmaya başladı. Nefsimizi ve onun arzularının tatminini o kadar önemser olduk ki; toplumsal yaşamın ortak bir yaşam olduğunu ve bu ortak yaşamı paylaşan insanlar olarak birbirimize ne kadar muhtaç olduğumuzu adeta unuttuk.Yardımlaşma, fedakarlık gibi değerlerin önemini yitirmeye başladığı ve ilişkilerin maddi menfaatler üzerine bina edildiği toplumlarda gerçek huzurdan söz etmek mümkün olabilir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir