Skip to content


Bu Yazı: 01 Ağu, 2009 GMT +3 Yazılmış!!!

Osmanlı Devleti’nin Sebebi, Hürrem Sultan!

Hekese merhaba. Bir kaç gündür uğraştığım yazımı tamamlanmamış olsa da bugün sabredemedim ve bloğuma eklemek istedim:) Aklımda takıldı kaldı, yazmam gereken başka şeyler var. Malum henüz herşeyi yazacak kadar zaman olmadı daha:) Ama önce bunu yazmam lazımdı. Sanıyorum bir kaç gün içinde ufak tefek bazı düzeltmelerden sonra yazı kıvamına gelecektir:) Bir gün akşam yemeğinde belgesel izlemeye karar verdik, ev arkadaşımla. Normalde adetimdir hemen hergün bir sinema izlerim akşam yemeklerinde. Ozaman film izlemedik ve yemeğin yarısında ev arkadaşım “Belgesel var, bakalım mı?” dedi. E, sorulur mu! Tabi bakalım:) Belgesel osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman Han‘ı anlatıyordu. Nam-ı diğer, Mühteşem Süleyman‘ı! En çok ilgimi çeken 3 padişahdan birisi. Diğerleri ise; Fatih Sultan Mehmed Han ve Yavuz Sultan Selim Han. Belgesel müthişti. Ama sonları beni çok üzdü. Çünkü bir kez daha tarihimizi hatırlayıp bazı şeylerden yakındım. Sonlarında olan şey ise; Kanuni’nin Hürrem Sultan‘a aşık olması(daha doğrusu kanması) idi. Malesefki Hürrem onu kandırmış ve avucuna almıştı:( Hürrem, Hürrem dediğin ise 2 kaş 2 gözden ibaret… Güzel olsa içim yanmayacak :) Ama işte affınıza sığınarak meşhur sözü dile getiriyorum, “Gönül bu. Aka da konar, Hürrem’e de!” öyle ya:) Bizimkinin ki de Hürreme konmuş :/ Peki kimdir bu Hürrem Sultan? Nedir? Necidir? … Oturdum araştırdım tabi ki;) Ama bazı konularda hala kesin bilgiler bulunmamakta. Bu yüzden yorumlarınızı buna göre dile getirin artık :)

Hürrem Sultan;

Sorma aşkın hâletin Mecnun’a bir dîvanedir,
Açma aşkın sırrını Ferhad’a kim efsânedir.
Sor bana aşkın rumuzun sânâ takrir eyleyen,
Can u baş terkin urur âşık hemen pervânedir.
“  Vay, vay, vay… Kanuni Hürremine döktürmüş gene:) İşte Hürreme olan aşkının en büyük kanıtlarından olan şiirlerinden bir alıntı! Sanata ve sanatçılara olan düşkünlüğü daha ilk günden anlaşılmıştı Kanuni’nin. Sadece bununla kalmamış, iktidarının ilk günlerinden kültürel faaliyetlere yaptığı aşırı harcamalarla Osmanlı‘nın hazinesini eritmeye başlamıştı. Osmanlı’nın en görkemli göründüğü zamanlardı desek yalan olmaz herhalde. Camiiler, hanlar, hamamlar, külliyeler, medreseler vs… Evet, güzel olmasına güzel de, “-de” ’si var işte! O kadar servet gitti ama gelir bunu karşılamış sayılmaz. Sokullu Paşa çok uğraşmış kurtarmak için Devletimizi ama nafile… Güzel savaşlar ve fetihler yapıldı. Avrupa herzamanki gibi önümüzde tirtir titredi ve öncedende olduğu gibi ancak hain planlarla bizi yıkabileceklerine inanmaya devam ettiler. Bunca şeyden sonra olan oldu ve Kanuni, Hürrem’e gönlünü verdi:( Her yiğidin kalbine bir ok batar elbet, öyle değil mi! Neden bu kadar ahlanıp vahlandığımı anlatayım;

Efendim, bu Hürrem Sultan denen hanımın asıl adı Alexandra(kimi kaynaklara göre Anastasia) Lisowska imiş. Ama avrupada her ne hikmet ise Roxelanne adı ile tanınmaktaymış. Hürrem; şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş anlamlarına gelir ve Farsça kökenlidir. Bu ismi ona Kanuni bizzat kendisi vermiştir. Ona bu ismi vermesindeki anlam ise; bu ismin ayrıca, özgür, köle olmayan anlamlarına gelmesidir. Şu var ki gerçekler saklanamaz, Hürrem bir köle idi. Ve gördük ki geldiği mevkiyi haketmemiş!

Güzelliği nedeniyle küçük yaşta(sanıyorum 13-14 yaşlarında)1520 tarihinde, bugünkü Ukrayna sınırları içinde bulunan Rohatyn şehrinden kaçırılmıştır. Bölge 1184-1939 yılları arasında Polonya Kırallığı sınırları içersinde bulunuyordu yani Lehler tarafından yönetiliyordu sanırım.  Bu yüzden Leh asıllı olduğu söylensede Slav asıllı olduğu düşüncesi daha baskındır. Babası yahudi imiş. Daha sonraları Kırım Hanı tarafından Osmanlı sarayına sunulan Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü. Dişiliği, zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi de bildi! Malesef:( . Harem kadınları ve saray ileri gelenleri arasında da kendine yer edindi. Bu, hain planlarının başlangıcıydı belkide… Daha sonraları Kanuni’ye bir çocuk vererek zevcelik mertebesine yükseldi. Osmanli Sultanlarının bir cariye ile evlenmeleri adetlere uygun olmamasına rağmen Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem(Roxalana) ile evlenmiştir. Zaten ne olduysa ondan sonra oldu. Türlü oyunlarla Kanuni’nin kalbini ve güvenini kazandı. Sarayda kendine iyiden iyiye yer edindi. Evet, tıpkı filmlerdeki gibi, ama gerçek:)
Hürrem artık oyunlarına başlayabilir, türlü entrikalarla amaçlarına ulaşabilirdi…

NOT: Yazımın devamına başka bir makalede devam etmem gerektiğini düşünüyorum, sanırım ilk bölüm için bu kadarı yeterli:) 2. Bölümde ise kısaca entrikalarından bazılarını anlatarak yazımı tamamlamayı düşünüyorum;)
Entrikalardan uzak ve iyi niyetli bir yaşam dileklerimle :)

DİĞER YAZILAR:
==> Hürremin Entrikaları ve Hakettiği Son { Çok yakında;) }

Bu Yazıyı Paylaş:
  • Yahoo! Buzz
  • blogmarks
  • Reddit
  • del.icio.us
  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Digg
  • Technorati
  • Google Bookmarks
  • MySpace
  • Yahoo! Bookmarks
  • email
  • RSS

Benzer Yazılar:

  1. İhtimaller(Hikaye)
  2. Abdülhamid Hakkında Yanlış Bilinen 10 Şey

Kategori : Serbest Bölge.

One Response

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

  1. Sultanım, Padişahım;

    Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım, eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap,gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark bi-çare, aşkınız ile müptela, Ferhat ile Mecnun’dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah, kafir olan kullarına dair vermesin.

    Benim devletim, benim sultanım, özellikle, bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden, Allah biliyor ki , hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip, gece gündüz ağlayıp, kendi hayatımdan el çekip, cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken, ol ferdü rabbü’l alemin, aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan, cümle aleme inayet nazarın edip, fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki, benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can buldum.

    ���Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince, Allah’ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz, hazan yaprağı dökülünce geçer derler.

    Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye, tazarru ve iltimas ederim. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın.

    Hürrem

    bak da gör nasıl kanmış Kanuni.
    kanmamak eldemiymiş..AH BU KADINLAR :)

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.