MENU

İlk Ödülümüzü Aldık :)

11 Temmuz İle Başlayan Hareketli Günlerim.

07 Temmuz 2009 Yorumlar (2) Okunma: 126 Günlük

29.06.2009 Günü İle Başlayan Uğursuz Haftam:)

“Hayatta birşeyler ters gitmeye başlarsa, hepsi peş peşe gelir. Ta ki sen pes edene kadar…”

Merhaba, evet pekde iç açıcı bir giriş değil. Kabul ediyorum ama benim içinde pek iç açıcı bir hafta olmadı doğrusu 🙁 Bu yüzden yapmacık bir şekilde polyanacılık oynayamayacağım 🙂 Tabii ki de isyan etmiyorum fakat “artık yuh ya…” dediğim çok oldu geçtiğimiz hafta nedense… Terslikler yakamı bırakmadı bi’ türlü :/

Bu iç karartıcı giriş için özür dileyerek haftamı kısaca sizlere anlatmaya başlayayım madem 🙂
Güzel ve caaanım memleketimi(İzmir) bırakıp bu yaban ellere(Isparta) gelerek zaten haftanın ilk falsosunu verdik:) 🙂 28 Haziran Pazar Akşamı okulum için Isparta’ya gelmiştim. Bazı güzel;) sebeplerden dolayı ilçe yerine direkt merkezde indim ve oradan ilçeye geçmek için servisi beklemeye başladım. İzmir herzamanki gibi cayır-cayır yanarken Isparta’nın maşallahı vadı 🙂 Gayet serin ve yağmurlu bir bahar havasıyla karşıladı beni. Ben de tabii buradan memlekete giderken çok sıcak olduğu için ve İzmir de sıcak olduğu için yazlık kıyafetlerle çıkmıştım yola. Klasik hikaye biliyorsunuz işte:) Size kısaca, “indim, dondum ve fena halde yoruldum” diyerek anlatabilirim ilçeye gelene kadar geçen zamanımı 🙂 Uzun bir süre servisi bekledik o soğukta ve yağmurda. Allah’a şükür ilçenin garajındaydım artık, ama sevincim uzun sürmedi. Karnım o kadar acıkmıştı ki hemen marketlere doğru yöneldim ekmek filan alma düşüncesiyle…
Fakat herşey ters gidecek ya tabii, ne marketler açık ne de açık olanlarda ekmek var… Pazar gecesi burada zaten ekmek bulmak pek kolay değil, aynı şekilde açık bir mekan bulmak da öyle, bir de sadece yaz okuluna kalan öğrenciler olunca… Açık bir büfe gördüm ve koşar adımlarla gittim,
Ben: Abi yiyecek neyiniz var?
Büfeci(Hafif bir tebessüm ve isyanla karışık): Vallahi ustam bi yarım ekmek var 3-5 de köftemiz var, istiyorsan yapalım??…
Hayır demek yüzyılın hatası olurdu tabii 😀 “Yap da yiyelim abi” dedim oturdum. Ne salata-turşu ne de başka bir şey. Kuru ekmeğin arasına 3-4 köfte… Zor geçti boğazımdan ama mecbur:( Uğursuzluklar silsilesi başlamıştı artık, zinciri kırmak olmaz değil mi? 🙂 Dalgın dalgın(bomboş bir köfte ekmeğe normal bir köfte ekmek parasını nasıl alırlar diye düşündüğümden dolayı)eve giderken kaldırımdan indirirken valiziminde tekerleği kırılınca sinirden gülmeye başladım:D Evet artık musibetler beni üzmüyor aksine güldüyordu 🙂 O makama ulaştık;) Eve bir geldim ki hertaraf leş gibi ve dağınık. Arkadşım aceleyle çıktığından pek fırsat bulamamış toparlamaya. Bunada şükür. En azından ev yerinde duruyor 😀 O yol yorgunluğuyla bir de sabahın 7’sinde kalkıp okula gittik. Gittik gitmesinede “şu saatte burda olun..!” diyen hocalardan eser yok. Daha okul bile açılmamış… Geleceğimize(gençlere) ne kadar önem(!) veriyoruz değil mi? Yaklaşık 2 saat bekledik gelen giden yok. Okulun kapılarını hademeler açtı ama hocalardan ses yok daha! Dönüp kahvaltımızı yaptık, dinlendik evde tekrar gittik yine yoklar, olanlarda birşey bilmiyor(!). Hepsi vakti geldiğinde öğle arasına dk. sı dk. sına koşarak gitmesini biliyor da bir de işlerini yapsalarda insanları zorda bırakmasalar. Afedersiniz, affınıza sığınarak söylüyorum, o gün boyunca(daha önceden de bir kaç defa olduğu gibi) kendimi köpek gibi hissettim, bu insanlar yüzünden! Adam yerine kimse koymuyor. İşin garibi tek değilim herkese aynı muamele ve bunu bize yapanlar acaba ne kadar adam çok merak ediyorum! Tekrar döndük eve bir dahakine gidene kadar zaten gidip gelenlerden öğrenmemiz gerekenleri öğrendik 🙂 Düzensiz ayarlanmış bir ders programınıda Çarşamba günü uygulayarak bitirdim okula gitmem gereken zamanı. Daha sonra evi ilaçlamak için aldığım ilacı tam kullanacakken birde baktım tarihi geçmiş 🙁 Ertesi gün tekrar gidip yenisini aldım ve evi o gün ilaçlayacağım diye düşündüğümden bütün programım karıştı 🙁 Cuma günü ise bir arakdaş aracılığıyla bulduğum kiraz toplama işine gittim. Burada çiftçilikle uğraşan çok var. Mahsullerinin hasat zamanı gelince bizim gibi çalışmak isteyen öğrencileri toplayıp götürüyorlar, cüz’i bir ücret karşılığı. Hem ek gelir oluyor hem yeni arakdaşlar tanıyoruz bazen, hem de meyvelerin en tazesini-doğalını dalından yiyoruz ve gezmiş oluyoruz:) Cumartesi gününü ise dinlenerek geçirdim. Yurtta kalan arkadaşlarım 2 kişi geldiler ve 2 gece bende kaldılar. Pazar günü tekrar işe gittim. Tam iş bitmeye yakın birden yağmur bastırdı, hepimiz sucuk gibi ıslandık ve haliyle havada serinleyince üşümekten titremeye başladık 🙁 Yağmurda dinmeyince zaman kaybettik bir de üstüne onca zaman boşuna beklemiş olduk. Daha sonra işi tamamen bitince herkes derin bir nefes aldı ve “şükür…” dedi 🙂 Ertesi gün İzmirden ve İstanbuldan gelecek olan kargolarımı almaya gittim postaneye. İzmirden gelecek kargoda resmi bir belge ve evde unuttuğum pantolonum vardı. Küçük bir paket olarak aldım. Fakat diğerinde bir gariplik vardı! Ben kuzenimden bir ADSL Modem ve swich istemiştim ama verdikleri kutu kocaman bir şeydi… Şaşkınlıkla birşey demeden aldım ama “bu kadar ağır olmaması gerekiyor yahu” diye geçirdim içimden. Sanırım teyzem ya da kuzen ek olarak birşeyler daha koymuşlardır dedim. Kutuyu alıp eve geldim, kapıdan girdim ve merdivenlerdeki lambanın ışını açmak için düğmeye bir dokundum ki :s Sağolsun teyzem(ev sahibimiz) sözde merdivenleri yıkamış, o arada da demekki duvaları yıkarken ne akla hizmetse elektrik düğmesine de su tutmuş. Öyle bir çarpıldım ki hala daha kolum ve başım ağrıyor 🙁 Sonra kutuyu bi’ açtım ki içinde bir sürü poşet ve her poşette bir bayan elbisesi. Şortlar, pantolonlar, gömlekler vs… Ve ağır bir şekilde naftalin kokusu karşıladı beni :S Aradım-taradım modem adına bir şey yok. Allah allah nasıl olur diyerek kuzene haber verdim. O da küçük bir kutuda yolladığını söyleyince anladık ki kargolar karışmış! PTT sağolsun o kadar reklam yapıyor ama avuç kadar kutuyla koca koliyi karıştırmayı da ihmal etmiyor:@ Acil olarak lazım olan ve 4 gözle beklediğim modemim de aksilikler silsilesinin kurbanı olmuştu bile… 🙂 Koşarak PTT şubesine gittim durumu anlattım. Sanırım iş kuzene kaldı. Bakalım ne olucak??! Birde PTT şubesindekilerde dahil olayı kime anlatsam, “Bayan elbisesi mi??…” diyerek peşine kahkahayı patlattı. Güler misin, ağlar mısın… 🙂 Bugünde sabaha karşı yağan yağmur sayesinde sürekli şimşeğin sesine uyandım ve sonunda sabah 9-10 civarı ev arkadaşım geldi. O saatten sonra yatamadım da tabii ki.Bakalım daha neler gelecek başıma 🙂 Size tavsiyem böyle bir duruma düşerseniz umudunuz kaybetmeyin, ÖFKEYLE KALKAN ZARARLA OTURUR diye düşünerek sukunetinizi koruyun 🙂 Yoksa herşey daha da beter oluyor.

Şanslı ve sorunsuz hafalar geçirmeniz dileğimle… İyi günler:)

Etiketler:, , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir